29 Kasım 2010 Pazartesi

Stairway to Heaven

Richard Cole - STAIRWAY to HEAVEN LED ZEPPELIN

Bir grubun biografisi o grubun roadiesi tarafından anlatılınca tadı daha bir başka oluyor.

http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0060938374/camera-best-20

ilk

hadi bakalım
ilk yazı,ilk düşünceler ama karmakarışık bir araya gelemeyen cümleler.
düşün...
tabiki princeps
müzik
nota
besteler
şu an çalan parça
the white queen walks and the night grows pale..
neden müzik?
dünyada herkesin bildiği tek ortak dil
düşün...
betimlemeler,bir araya gelip eşsiz müzikler oluşturan notalar
kapa gözlerini
dinle
and it's whispered that soon,if we all call the tune than the piper will lead us to reason...
mutluluk
şimdilik son.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Melodi ve dil arasındaki aşk


Türkçe müziğin neden gelişemediğini neden yerinde saydığını düşünmüşüzdür hep. atladığımız bir nokta ise aslında müzik yerinde saymıyor sürekli geriye gidiyor. bunun oturduğumuzda yüzlerce sebebini sayabiliriz ama bahsettiğimiz konu müzik olduğu için sebebini de iyi analiz etmek gerekir. benim bu zamana kadar en iyi sonuca ulaştığım düşüncem dilin varolan yapısı dahilinde bile dili kullanamamak. şiir içinde geçerli bir kavram aslında melodi, insanlara sıkılmadan öz bir şekilde duygular hissettirmek, dalgaların ahenkle kulaklardan beyne ulaşmasıdır huzurun bir parçası. işin somut boyutlarına geçecek olursak öncelikle ingilizceye bakmak gerekir. sözcüklerin cümlelerin birebir türkçeye çevirisinde ne kadar anlamsız olduğu hep konuşulur. her şarkı için olmasada geçerli bir tespit. ingilizce o kadar esnek bir dil yapısına sahipki zamanla fransızcadan almancaya kendi kökenlerine kadar birçok dilin etkisinde gelişmiş bir dil sonuçta. kullanımı da bu şartlara göre kolay ve insan kulağına yatkın hoş bir kıvamda kullanıbiliyor. fransızca demişken o dilin de kendine özgü tamamen farklı bir melodisi bulunduğu için özellikle aşk şarkılarında insana aşk duygusunu hissettirme konusunda cok başarılı sayılabilir. gelelim türkçemize. kısa bir geçmişe gidersek zeki müren dönemi türk sanat müzigi neşet ertaş dönemi türk halk müziği ve barış manço, cem karaca dönemi türkçe pop rock(anadolu rock degil asla olmadı) dönemleri türkçenin melodiyle aşk yaşadıgı dönemler diyebiliriz. tabi kısım kısım bakarsak halk müziği tamamen kendine has melodileri tarzı olduğu için belli ölçülerde kökene sahip olduğundan çok fazla hırpalanmamış bir aşka sahip ve aynı şeyler türk sanat müziği içinde geçerli. tabi bu bahsettiklerim belli bir döneme kadarki. cem karacaya geçersek yeni bir çığır açtığını söylersek hiç de yalan olmaz. aslında koskoca bir nesile dilin müzikte nasıl kullanılacağını öğretti ama ders alan pek yok gibi. kendisi türküleri yeniden yorumlayışı olsun(edalı gelin, zeyno) besteleri olsun tamamen ince ince dokumuştur şarkıları. ve aslında cok kısa basit bi araştırmayla cem karacanın avrupadaki başarılarına bakıcak olursak türk müziği 70lerde avrupa da hem de dilin milliyetçiliginin kökeninde yani ingilterede temsil edildigine şahit olabilirsiniz. kendisi aynı zamanda almanyada çıkarttığı albümlerde de sadece almanyadaki türkleri degil almanları etkilemeyi başarmıştır. bence üzerinde durmamız gereken konu bu. yakın zamanda kaybettiğimiz kazım koyuncuya da kısaca değinmek gerekirse belli bir dil yapısından geldiği için belli bir ağız yapısı kullandığı için bu işe avantajlı başlayanlardan kendisi. lazca ve yöresel türkçe agızları her zaman insanlara sempatik gelmiştir ve türkçenin istanbul agzına veya dogu agzına oranla daha esnek olması bu dile ayrı bir hava katmıştır. kazım koyuncuyu diğer yöresel sanatçılardan ayıran özelliği ise onun da en az cem karaca kadar müzigin evrenselliğine olan merakı diyebiliriz. hastanedeyken odasında sürekli yabancı grupların eski rockn rollcuların konserlerini izlemesi bile ne kadar ufku geniş bir adam oldugunun kanıtıdır diyebiliriz

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Sol el

Sağ elini kullananlar için belli dönemlerde hep bir sol el kullanma eğilimi başlar. Aynı şey solaklarda da var mı çok merak ediyorum. Mesela 1 ay sol elimle yazı yazmayı denedim, başlarda yazmayı yeni öğrenen bi insandan farkım yoktu ama kendimi maksimum yarım saat bunu denemeye zorlayabiliyordum. Sonunda belli bi hıza ulaştırdım ama asla istediğim kadar başarılı olamadım. sağ el kadar olmasada sol elimi de belli yerlerde kullanıyordum ama kontrolü asla ele geçiremedim. peki bu mümkün mü ? piyano çalmayı deneyen biri olarak cevabım "mümkün olmak zorunda". hatta benim inandıgım bu tezin sonucu olarak birçok tez üretebilirim insan beyninden ayaklara kadar her organın sinir ve kas sistemiyle baglantısını düşündüğümde bence hepsinin gelişmeye açık oldugunu söyleyebilirim. acaba bir kas yapısını geliştirmek ne gibi sonuçlar dogurcak deneyip göreceğim.